Iğdır Meslek Yüksekokulu
Şubat 10, 2012, 12:42:26 ÖS *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: Üye Olmadan Önce Mutlaka Kuralları  Okuyun. 
Kuralları okumak için tıklayın

Üye olduktan sonra E-Posta adresiniz Junk önemsiz posta  kısmını da kontrol ediniz...
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: SİZİ RAHATSIZ ETMEYE GELDİK  (Okunma Sayısı 119 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Murtazaali
öğrenci
*

Rep Sayısı: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 7


E-Posta
« : Şubat 02, 2010, 01:09:40 ÖS »

SİZİ RAHATSIZ ETMEYE GELDİK

Peygamber efendimizin döneminde insanî değerlerden uzak gerici yobaz bir topluluk bir kadının şahsiyetiyle alay etti. Peygamber efendimiz ise o topluluğa savaş ilan etti. Hiç bir insanın bir kadının onur ve şerefiyle oynamaya hakkı yoktur.

Günümüzde ise kadının her türlü onur ve şerefiyle oynanıyor. Kadına yapılan zulüm ve sömürünün sadece şekilleri değişti. Dün kadının bedenini toprağa gömenler bugün şeref ve onurunu toprağa gömdüler. İleri ülkelerde dahi kadınların genelevlerde hayvanlar gibi satılmasına, konsomatris kadınların zengin masalarında çerez malzemesi olarak kullanılmasına, gazetelerin arka kapak sayfalarında genç kızların çırılçıplak soyulup bir et parçasına dönüştürülmesine, onur ve şereflerinin ayaklar altına alınmasına göz yumuyorlar. Bu kültür maalesef medyayla, dizilerle, magazinlerle bizim gençliğimize de yansıtıldı. Gençler arasında onurun ve namusun değeri kalmadı. Kızların önüne öyle bir yaşam ideali konuldu ki, sanki kızların yaşama gayesi erkeklerin adi arzularını karşılamak, onlar için makyaj yapmak, onlar için çekici görünmek oldu. Erkekler dahi fahişeleşti.

Eğer erkek cinsi arzularını tatmin etmek için bir bayanla arkadaşlık kuruyorsa bu da erkeğin fahişesidir. Başka erkeklerin kendi namusuna göz dikmesine tahammül etmek ne derece namussuzluk ve onursuzluksa, aynı şekilde başka insanların namusuna göz dikmekte o derece namussuzluk ve onursuzluktur. Bunu akıl edemeyecek insanlara elbette söyleyecek ne sözümüz olabilir?

Rahatsız mı oldunuz? Zaten biz sizi rahatsız etmeye geldik. Eğer biz topluma hizmet etmek istiyorsak rahat olan insanları rahatsız etmek, uyuyanları uyandırmak zorundayız. Asıl suçlular sizi rahatsız etmeyen insanlardır.

Bugün emperyalizmin insanlar üzerinde oynadığı en büyük oyunlardan biri halkı kültürel anlamda yozlaştırmaları ve insanları kendi insanî duruşlarından uzaklaştırmalarıdır. Emperyalizm içki, kumar, fuhuş, magazin, tele vole, at yarışı, iddaa, iskambil kâğıtları, okey taşlarıyla insanı kendi insanî değerlerinden uzaklaştırıyor. Kendi kültürünü, kendi yaşam felsefesini halka dayatıyor. İnsanın önüne öyle bir hayat koydular ki, önce çıkarlarım diyen bir insan var, onursuzluğu, menfaatçiliği, adaletsizliği bir hayat felsefesi olarak kabul eden insan var. Bu onursuz insanı emperyalizm yaratmıştır.

Onlar istiyorlar ki kendi giymiş oldukları zillet / onursuzluk elbisesini bize de giydirsinler, istiyorlar ki efendilerinin önünde bizleri diz çöktürsünler, istiyorlar ki dayattıkları yoz kültürle bizleri hak aramayan, sorgulamayan, hesap sormayan, bana neci bir halk yapsınlar, istiyorlar ki insanları özgürlükten köleliğe geçiren, insanî, ahlakî değerleri ayaklar altına alan kültüre mahkûm etsinler ve böylelikle katliamlar, tecavüzler devam etsin.

Gençlik baliyle, tinerle, esrarla, fuhuşla, aşk denilen kız erkek ilişkisiyle batıyor, Bedenleri toplum içinde ama insani duruşları toprak altında. Bedenleri toprağın altına girmeden onur ve şerefleri toprağın altına girdi. Gözlerimizi açıp baktıkça bu batmışlığa binlerce, on binlerce kez insanlığımızdan, varlığımızdan nefret ediyor bunlardan utanıyoruz.

Yok olmuş gençliğe çağrı yapılıyor; haydi gençlik zulme ve haksızlığa karşı, onursuzluğa ve zillete karşı savaşa! Kaybolan ve ölen bir gençlik nereye çağrılıyor? Bu gençlere bakıyor ve diyoruz ki “ne yukarıda bir Allah var, ne gönderilen bir peygamber, nede bir kitap var. Ne tarihte yaşamış bir Hüseyin, ne de bir Zeynep var. Tatlı yellerin estiği gül bahçesinden geçen bir insan güzel kokmaz mı hiç? O gülün kokusu hiç mi yansımaz, hiç mi sinmez insana? Oysa gençliğe baktığımızda diyoruz ki; “ne bunlara gönderilmiş bir kitap, ne de bunlar uğrunda savaşmış bir peygamber var. Ne bunların “zillet/onursuzca yaşam bizden uzaktır diyen Hüseyinleri, ne de haksızlık karşısında haykıran Zeynepleri var.

Biz ancak ve ancak izzet ve şeref için yaşarız, biz Hüseynî direnişin mirasçılarıyız diyen genç erkekler nerede? Biz Zeynep’in kızlarıyız deyip örtüsüne, iffetine sahip çıkacak olan, Zeynep gibi zulmün başına sözleriyle yumruğunu indirecek olan kızlarımız nerede?

Bize bu kültürü dayatan onursuz insanlar şunu çok iyi bilsinler ki biz devrimci imam Hüseyin’in, asil Zeynep’in öğrencileriyiz. Biz zillet içerisinde onursuzca yaşayamayız. Bizler manken değiliz ki onlar istedikleri süsü boynumuza assınlar ve bizi istedikleri gibi kullansınlar. Bizler insanız ve bizler değerlerimizle, ahlakımızla, onurumuzla, şerefimizle, inancımızla, ibadetlerimizle insanız.

Son olarak diyoruz ki “gençler bize iki tane çağrı var. Biri emperyalizmden diğeri ise peygamberden, İmam Ali’den, İmam Hüseyin’den. Biri zulümle uzlaşmaya, diğeri zulümle savaşmaya, biri kölelik ve esarete, diğeri özgürlük ve hürriyete, biri zillet ve onursuzluğa, diğeri izzet ve şerefe davet ediyor. Ya zillet, ya da izzet.

zeynebin_ogrencileri@mynet.com


Kayıtlı
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.15 | SMF © 2006-2009, Simple Machines XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!
Bu Sayfa 0.226 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu